кιşιѕєℓ вιşєуℓєя

– ғrĸɴyrт

Şub 8

Yaşamak, Yaralanmayı Göze Almaktır…

Egitmek, ögretmek degildir sadece. “Hayati” da anlatmak zorundayiz çocuklara.
Anne kucagi, egitim ocagi derken “okul hayati” bitip “hayat okulu” basliyor. Anne kucaginda yürümeyi, okul ocaginda okumayi – yazmayi ögrenen çocuklar, lise bitince sudan çikmis baliga dönüyor.

Çünkü lise bitince “hayat” basliyor. Liseyi bitirenleri %20’si üniversiteye gidiyor. %80′i “hayat okuluna” devam ediyor. Hayat okulu, okul hayati kadar kisa da sürmüyor. Hayat okulunda hiçbir sey okul hayatina benzemiyor.

“Yürümeyi” ögretip, “yasamayi” ögretmeyen anne baba, okumayi yazmayi ögretip “hayati anlamayi” ögretmeyen bir egitimci çocuklari hayata hazirlayamamis demektir.
Devamı..

Yorum yapılmamış

Şub 7

Nitelikli Olmak Üzerine…

Bunlardan etrafımızda  çok sayıda var, “Cahil cesareti ” tabiri buradan geliyor.

Dunning-Kruger sendromu- Psikolojide Nobel ödülü alan çalışma:
Psikologlar Justin Kruger ve David Dunning’in tarihe geçmelerine vesile olan teorileri özetle, “cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır” der.
Metin çözme, araç kullanma, tenis oynama gibi çeşitli alanlarda yapılan araştırmaların sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır:
-Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
-Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
-Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp  anlamaktan da acizdirler.
-Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerini n farkına varmaya başlarlar.
Değerlendirme zaafı:
İki uzman daha sonra, bu teorilerini test etme fırsatı da buldular. Cornell Üniversitesi’ nden 45 öğrenciye bir test yaptılar, çeşitli sorular sordular.
Devamı..

Yorum yapılmamış

Şub 5

ŞEREFİNİZE…

ŞEREFİNİZE…

Neden içki  içilirken ŞEREFİNE denir ?

Her ülkenin  kendine has deyişleri vardır bu konu ile ilgili.

Kimi sağlığına  der, kimi  mutluluğuna.. .

Ruslar “nazdrovya” der, Rumlar “stinigia”.. .

Bizde  ise  konu daha hoş ve de farklıdır…

Biz “şerefe” ya da daha da  özelleştirip “şerefine” deriz…

Eee  bize de bu  yakışırdı değil mi!!!..

Bu ” şerefe” sözünün nereden geldiğini  hiç merak  ettiniz mi ya da niye “şerefe” dendiğini?

Zamanın zaman olduğu  dönemlerde, içki içmek bir adap, usül işiymiş..

İçki masasına oturan  ağır  abiler içmeye başlamadan önce kendi aralarında şu anlaşmayı  yaparlarmış:

” Arkadaşlar bu meret şişede durduğu gibi durmaz,  her ne  kadar yakın ahbap olsak da, bir süre sonra çenemizin bağı çözülür ve  olmadık  şeyler söyleyip sonradan pişman olacağımız şeyleri anlatabiliriz. Bu  masada  konuşulan ve anlatılanlar sadece ve sadece bu masada kalacak, söz  mü?

Söz!..

Şerefine mi?

Şerefine!!.. ”

O günlerde belki  de bir  yeminmiş bu “şerefine” sözü..

İşte tüm hikaye bu…

Yorum yapılmamış

Şub 5

Eksiklik Kafalarında Olmasın…

Japonya’da bir çocuk, 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmis ve sol kolunu kaybetmiş.
Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış.

Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş.

Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya’nın ünlü bir Judo ustasına gidip yapılacak bir şeyin olup olmadığını sormuş..

Hoca: Getir çocuğu bir bakalım, demiş.

Ertesi gün baba-oğul hocanın yanına gitmişler…

Hoca çocugu süzmüş ve:
- Tamam demiş. Yarın eşyalarını getir, çalışmalara başlıyoruz.

Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve:
- Bu hareketi çalış, demiş.

Çocuk bir hafta aynı hareketi çalışmış…

Devamı..

Yorum yapılmamış

Sonraki Sayfa »